28 Ekim, 2006
AMAN DİKKAT Rota virüsü ???

Yazamadığım günlerde biz yine hastanedeydik desem..=(
Ama bu kez detaylarla sizleri üzmek istemiyorum...Özetle 15 gün önce yaşadığımızdan daha
da ciddi bir rahatsızlıkla yeniden hastanedeydik.İdrar yolları iltihabı seviyesi yükselerek birde
ROTA virüsü kapmış..Ki bu virüs tuvaletlerden,yıkanmamış sebze meyveden,ilaçlanmamış
kuyu suyundan...geçermiş.Belirtileri aşırı kusma,ishal,ateş,zaman zaman soğukalgınlığı
Hiç bu derde düşen var mı acaba içimizde ??
Hastanede yatarak,okula gitmeyerek,ve halen iğne olarak hastalığı yendi gibi
mercimeğim...
Bense alt üst olan moral ,düzen ve işleri yola koymaya çalışıyorum şimdilik.
Az önce çalışma masama kahvemi ve çalışacağım kitaplarımı,müziğimi koydum,bir an önce beni
en çok rahatlatan işimin başına dönebilmek için.
22 Ekim, 2006
Ramazan gezintileri 2 ve sonn..=(

Aslında bu ramazan daha farklı planlarımız
vardı ama nedendir bilinmez ne kimseyi iftara
davet edebildim,ne de kimsenin davetini kabul
edebildim.Mercimeğin hastalığı, iş deki yeni
oluşum bunlara izin vermedi belkide ...
Ben bazen bu konuda kendimi tuhaf buluyorum...Moralim ve kafam yerinde değilse hiç ama hiç
bir şey bana zevk vermiyor..İllaki kafamı her neye taktıysam önce o çözümlenecek sonra ben
hayatın akışının gerektirdiği gibi davranacağım..Yani çok çabuk etkileniyorum hayatımdaki hem
aksaklıklardan hem de değişiklerden...Moralim bozulduğunda dünya da duruyor
beraberinde,hiç bir şey zevk vermez oluyor..
Var mı acaba benim gibi her şeyden hemen etkilenen..????
Evet.....Bu etkileşimlerin yanında tabi hayat devam ediyor..Uzun zaman önce planladığımız gibi arkadaşlarımızla buraya gittik iftara...Manzarası herhalde sayılı yerlerden biri.İstanbul da olup da gitmediyseniz gidin mutlaka....Olağanüstü bir keyif....Ancaaak iftara gittik,mekanla ilgili bir kaç şey kafamıza takılmadı değil...Öncelikle iftarda açık büfe olmuyormuşşş..Önce bizde çok heyecanlandık oh dedik ne güzel açık büfe yiyelim kendimizden geçelim....Fakat öyle değilmiş...Çorbayı içtikten sonra zaten kimsede hal derman kalmıyorki..büfe önünde bir kuyruk evlere şenlik..Yemekler lezzetli fakat...hele bir patates vardıki tarifini bulacağım blogları gezip çok lezizdi..
Epeyce oturduk sohbet ayrı bir güzeldi..Çıkışda da davet etti arkadaşlarımız ama mercimek pek bir mızmızlandı eve dönelim diye..Aklımızı arkadaşlarımızda bırakarak evimize döndük....=(
Bugün tatilimizin 2.günü...Dünü ve bugünü alışverişle geçirdik...
Yarın aile toplantısı ziyaretler ,diğer günler dinlence....
HEPİMİZE ...SEVDİKLERİMİZLE İLE HUZURLU ,SAĞLIKLI ,MUTLU BAYRAMLAR DİLİYORUM....
17 Ekim, 2006
Ramazan Gezintileri-1

Her zamanki sistem yine kafasına göre upload etti resimleri.Ben gezimizi yine de sırasıyla anlatacağım...Uzun zaman önce planlanan düzenlediğimiz bir geziydi bu.İlk durağımız Sultanahmet de bulunan DEDEEFENDİNİN EVİ idi.Öncelikle ev eski türk evi olma özelliği taşıyordu.(En alttaki resim)İçeriye adımınızı atar atmaz,ney nameleri sizi kolayca etkisi altına alıyor.
En alt resimde görüldüğü üzre ev eski ahşap bir ev ama mistik bir hava var içerde.Hem "huşu" hemde bir tuhaf atmosfer.Belkide ahşabın verdiği karanlık olabilir.Kapıda sizi oranın müdürü güler yüzlü bir bey karşılıyor ve kendisi tatlı bir dille dedeefendinin dede olabilmek için çektiği 1001 çileyi anlatmaya başlıyor tıpkı masal gibi..Onu dinledikten sonra sanki onu daha rahat tanıyormuş gibi rahat rahat geziyorsunuz evi..Hayatını öğrenince onu da tanıyorsunuz sanki..."Gülnihal" isimli bestenin ona ait olduğunu bilmiyordum ben mesela ,orada çalınca anladım..Bu arada başka ilginç olanda evin tuvaletleri giysi dolabının içindeydi..Orada çok güzel zaman geçirdik.Hafta sonları da canlı tasavvuf müziği varmış ve herkese açıkmış..İlgilenenlere duyurulur...

İkinci durağımız Darphanede bulunan İFSAK tarafında düzenlenen fotoğraf sergisiydi.Sergide gerçekten inanılmaz fotoğraflar vardı.Hele şu resmini çektiğim kadın erkek iletişimsizliği..anlatmakla olmaz gidip görmeniz lazım..Oradan sonra ARKEOLOJİ MÜZESİ ne geçtik.
Bir kaç yıl önce müdürümüz göreve başladığında genel kurul toplantısında "İstanbul da olup da Arkeloji müzesini gidip görmeyen varsa onu şiddetle kınarım "demişti. Çok haklıymış.Bende o cümleyi duyunca utanmışdım zaten..Geç de olsa Dünya tarihine şahit olabildim..Dünyanın dört bir yanından turistler geziyordu içerde ellerinde kitaplar..öyle bizimkiler gibi boş boş gezip..."VAY ANASINI NELER DE YAPMIŞLAR" boyutunda değildi yani...Bu resmini çektiğim lahitde çok etkiledi beni."AĞLAYAN KADINLAR LAHİTİ"
href="http://photos1.blogger.com/blogger/7009/2527/1600/collage2.9.jpg">

Oradan da ARASTA ÇARŞISI na geçtik ,tıpkı kapalı çarşı gibi sıra sıra turistik eşyalar satan mağazalar vardı ki daha önce buranın varlığından bile haberim yokdu...Özellikle de el işi ile bezenmiş çanta ve ayakkabılar müthişdi..Bir o kadar da pahalı

Son durağımız ise Arasta Çarşısının karşısında bulunan Sultanahmet Sarayı isimli hem otel hemde restaurantdı ki burada iftarımızı yaptık.Çok güzel bir manzarası olan tarihi dokusu olan hoş bir mekan.İlk resimde görüldüğü üzre .Mekandan çıkar çıkmaz karşınız da tüm azameti ile Sultanahmet..

Her ramazan Sultanahmete gitmek isterim ama kalabalık dan dolayı hep vazgeçeriz.Neyseki bu sene doya doya ramazanda sultanahmeti yaşayabildim.Sıkıntılı günlerden sonra iyi geldi..Herkese şiddetle tavsiye olunur.
11 Ekim, 2006
Mercimeğin yüzü gülüyor yeniden..=))
Biz artık daha iyiyiz ailecek.
Tahlil sonuçlarında tahmin edildiği üzre idrar yolları enfeksiyonu
doğrulandı.
Lökosit seviyesi fazla yüksek de değil üstelik.Bu kadar ağır geçirmesi doktorumuzu
da meraklandırdı.Soğukaalgınlığı ile aynı anda olduğu için bağışıklığı iyce düştü
sanırım. Birde su kaybı normalden çok daha fazla oldu.Acil hepatit A yaptırmamızı
istedi tam olarak toparlanır toparlanmaz.
--3 gündür daha farklı bakıyorum sanki kızıma ,sürekli takipteyim gizliden sanki
yine düşüvericek kafası gibi,o kadar kazındıki o elimden kayıvermesi.--Artık bana kızıyor
telefonda olanları anneannesine ,dayısına,halasına,babaannesine,benim arkadaşlarıma anlatırken
gelip kaç kez kızdı bana...Neden anlatıyorum diye...bende artık telefon çalınca soğuk ,rüzgarlı
İstanbul gecelerinde camdan sarkarak,bir yandan kapıyı geliyor mu diye kollayarak,telefonla
gelen geçmiş olsun dileklerini kabul ediyorum
Ben , bir kez daha iyi dilekleri ile sıkıntımı ,üzüntümü ,paylaşarak
commentleri ile "tebessüm" etmeme yardımcı olan düşünüldüğümüzü ve
önemsenildiğimizi hissettiren herkese teşekkür ediyorum yeniden...
Buradaki paylaşımlar çok başka çooook....=)
Tahlil sonuçlarında tahmin edildiği üzre idrar yolları enfeksiyonu
doğrulandı.
Lökosit seviyesi fazla yüksek de değil üstelik.Bu kadar ağır geçirmesi doktorumuzu
da meraklandırdı.Soğukaalgınlığı ile aynı anda olduğu için bağışıklığı iyce düştü
sanırım. Birde su kaybı normalden çok daha fazla oldu.Acil hepatit A yaptırmamızı
istedi tam olarak toparlanır toparlanmaz.
--3 gündür daha farklı bakıyorum sanki kızıma ,sürekli takipteyim gizliden sanki
yine düşüvericek kafası gibi,o kadar kazındıki o elimden kayıvermesi.--Artık bana kızıyor
telefonda olanları anneannesine ,dayısına,halasına,babaannesine,benim arkadaşlarıma anlatırken
gelip kaç kez kızdı bana...Neden anlatıyorum diye...bende artık telefon çalınca soğuk ,rüzgarlı
İstanbul gecelerinde camdan sarkarak,bir yandan kapıyı geliyor mu diye kollayarak,telefonla
gelen geçmiş olsun dileklerini kabul ediyorum
Ben , bir kez daha iyi dilekleri ile sıkıntımı ,üzüntümü ,paylaşarak
commentleri ile "tebessüm" etmeme yardımcı olan düşünüldüğümüzü ve
önemsenildiğimizi hissettiren herkese teşekkür ediyorum yeniden...
Buradaki paylaşımlar çok başka çooook....=)
08 Ekim, 2006
Çok korktum çok..=(
Gerçekten çok ama çok korktum...
Ne mi oldu?Resimlerden belli olduğu üzre cumartesi günümüz hastahane de geçti..
Cumartesi sabahı erkenden kalktım iftara misafirlerimiz vardı.Bu nedenle erkenden yemek işlerine girişmiştim.Mercimrk hanım ise bir gün öncesinde klasik mevsim değişikliği nezle ve öksürükden dolayı keyifsiz biçimde salonda uzanıyordu..Önce kahvaltısını yaptı.Sonra bir baktım banyoya koştu ve kusmaya başladı..
Ben ilk etapta öksürdüğü için balgamının midesini bulandırdığını ve kustuğunu düşünerek pek fazla önemsemedim.Daha sonra yorgun biçimde salona uzandı yine..Sonra bende bir gün önce aldığım ASİST ve REDOXAN içirdim.Bu arada da sürekli içeri gidip bir yandan tatlıyı karıştırıyorum bir yandan kabakları rendeliyorum.Bir yandan da salona gidip geliyorum.
Bu iki ilacı içer içmez yeniden çıkarmaya başladı.Bu kez meraklanmaya başladım ama arada öksürdüğü için yine balgam dan midesi bulanmışdır diye düşünmeye devam ettim.
Biraz zaman geçti yine uzandı salona ben azimle bir mutfağa bir salona koşturmaya devam ederken,kahvaltdan kalan ekmekleri varı midesi boş diye onlardan bir iki lokma verdim ağzına ..Tabi yine vermemle 3. kez dışarı tüm yedikleri.
Rengi değişince artık doktoru aradım normalden çıkmıştı süreç.Doktorumuz yurt dışındaymış.Başka bir doktorumuz var onuda aradım ki doğum doktoru.Saat 14 15 e randevu verdi.Saat ise 1130 du telefonu kapattım bir baktım, canım kızım banyoda öylece oturmuş kafasını da duşa kabine dayamış gözleri kayıyor ne olduğumu şaşırdım onu kaldırdım gözleri yarı açıktı ellerimin arasından kayıp yere düşüverdi.
Böyle bir an yok.....Dizlerimin bağı çözüldü.
Telaşla onu yatağına yatırdım orda "ben uyuyacağım anne" dedi..Konuştuğuna sevindim bir an ve hemen ne yapacağımı şaşırdım Goncayı aradım ulaşamadım...evde deli dana misali bir oraya bir buraya koşturdum.Hangi hastaneye acile götüreyim diye...Evimiz de en üst kat ve asansörsüz olduğu için telaş ettim aşağı nasıl indirecekdim..??Goncayı arıyorum yok...Bir yanda yakınımızdaki hastanelere ulaşım nasıl olacak diye dertleniyorum arabamla gitsem kusacak ve yanında olmam lazzım...???? Evin önünden taksi geçmiyor.Arladaşlardan biri arasam bekliyecek vaktim yok.Taksi ye kadar yürütemem.Aklımı oynatıyorum sandım.
Tüm bu koşturmam 5 dk içinde oldu ama bana yıl gibi geldi..Hayır sokakdan taksi geçse sorun olmayacakdı...Sadece sizlere daha önce de bahsettiğim ve aşırı sinirlendiğim sokağın tümünü işgal eden sürekli ters ters baktığım korsantaksiciler geldi...
Hemen kızımı kaldırdım ki bu arada yine kusmaya başlamışdı...Pembe banyo maşrafamızı da bir torbaya koyarak güç belamerdivenlerden aşağıya indik..KorsanTaksiciler hemen yardımıma gelerek beni utandırdılar.
Her neyse kendimizi hastaneye zor attık kızımın rengi artık bembeyazdı.acile girdik ve durumu anlattım.Bizi 3 kat üste bulunan çocuk bölümüne gönderdiler..Ben acile gittimki oraya buraya yürümeyelim diye...Bana bir "peygamber sabrı" tamam diyerek zor yürüyen kızımla asansöre binerek (ki bi4 dk falan asansör bekledik.) üst kata çıktık.Orada sanki muaneye gelmişiz gibi herkes sakin ... lay lom
"Tamam efendim bekleyin doktor hanım şimdi sizi alacak."Ya ne beklemesi kızım kendinde değil tıpkı banyodaki gibi yarı açık, bakmayan gözlerle sağa sola devriliyor, ve biz doktor hanımı bekliyoruz.Ben bu arada kzıma tahlil falan yaparlar diye biraz su içirmeye çalışıyorum.
Bu arada doktorun kapısı açık durumun vehameti kendine iletilmediği için gayet keyifli sohbet sesleri geliyor odasından kontrole gelen bir hasta ile ki onu bile benden önce aldılar içeri.(İnsanlar böyle katil oluyor herhalde diye düşündüm içimden ama kızımı bırakamadığı m için ve o etkilenmesin diye bağıramıyorum ) Acilden geldiğimizi bile bile salladılar bizi bir 7- 8 dakika....Deli oldum deli...Ha bu arada İstanbul un --sayılı özel hastanelerinden -- birindeyiz.....
Suyu içen kızım birden bire şelale gibi bir kustu tüm koridor resmen sadece su oldu...O an nele r düşündüğümü anlatamam,her zaman sakin seviyeli,ölçülü olan ben ,hemşireye doğru bircan avli ciyaklaması deyşm ben... ve anında aldılar içeri bizi..
Doktor hanım --gerçekden ve allahdan --iyi birisiydi. Beni rahatlattı.Adamakıllı muayene etti.Ve durumu normal görmediği için yatırmaya karar verdi... yatması lazım deyine böyle sıcak sıcak bi şiler tüm vücudumu sardı...
Dışarı çıktığımızda kızım artık duramıyordu,gözler hep kapalı yarı baygın...Ne kadar çaresiz hissettim kendimi...Yalnız...Çünkü gene bekliyoruz doktorun kapısında bu kez yatış yapılmasını abuk subuk sorularla form dolduruyoruz,tabi sorular belki gerekli ama o an kızım dışında kalan her şey abuk subuk benim için...
Her zamanki gibi Sigorta komedisi...Özel sigortamızın bir takım detayları yüzünden yine bekledik manasızca orada ve gözüm hep kızımda onlarla konuşurken orada öyle çaresiz,bitkin onu görmek of..
Yataklar dolu diye beklettikleri 15 dk sonunda bomboş olan hiç de dolu olmayan günübirlik yatım odasına kendimizi atmayı başardık.(Bekletilmişiz çünkü sigorta şirketimizle görüşme yapılmış ya da pazarlık??)Ne komik değil mi orada kızım tamamen şuurunu kaybedebilirdi ve biz hala yatış sigortalı mı ayakta tedavide mi sigortalı onlarla uğraşıyorduk.
Neyse olanların hesabını soracak ne takatim ne de aklım kalmıştı tek isteğim bir an önce mercimeğimin rahatlamasıydı.Önce damarını bulamadılar çünkü çok sussuz kalmışdı.Bayağı ağrılı bir süreç oldu.,daha sonra gelen bir çocuk hemşiresinin telkinleri sayesinde sonuda damarı bulabildiler.Bu arada Goncaya hala ulaşamamanın verdiği kötü his...Sanki onun sesini duyabilseydim daha rahat edicekdim.
Serum bağlandıktan bir süre sonra canım kızımın saçlarını seve seve .....rahatladı ve uyumaya başladı.Orada 2 parti serum verildi.
2 . serumun başında Gonca iş yerinde kayınbiraderimden olanı öğrenerek dar atmış kendini hastahaneye.Geldiğinde resmen mordu yüzü merakdan.Babasının sesini duyan kızım hemen gülümseyerek" babaaa" diye uyanıverdi.Hepimizin gözleri doldu o an.Çünkü daha 5 dk önce çok derin uykuda olan kızım babasının sesi ile ilk kez gülümsemişdi...
Orada 3 saat geçirdik.Sonrasında doktor tüm tahlilleri gormek istediğini söyledi.Bir şeyler den şüphelendi. Hepatit A yı yaptırıp yaptırmadığımızı sordu.Bebekken yapılmışdı sadece."Karaciğer enzimlerini görmem lazım "dedi.Yatarsa daha uygun olacağını söyleyince tabi Mercimek Hanım yelkenleri suya indirdi ve epeyce huysuzlanmaya başladı canı çok yandı çünkü damar aranırken.Çok ağladı orda eve gitmek için..Birde hemşirenin bir tanesi deli etti her şeyi açık ve net anlatmaya başladı.....O daha çocuk ne anlasın ...tam kan tahlili ,gayta tahlili...Tabi bunları duyunca daha da kötü oldu..

Odaya geçtiğimzde yüzü hiç gülmedi 8 saat süren serum takıldı koluna....Açtık televizyonu ama hiç bir şey onu keyiflendiremedi.Bende onun yüzünü güldürmek için hemen koşup onun için alış veriş yaptım
_ Kustuğu için kirlenen eşofmanı yerine yeni çok şık bir eşofman
_ Bir defter 4 adet cicili bicili kalem
__ Uzun zamandır istediğive benim almamakda ısrar ettiğim balerin barbiler
İLk gördüğü an bir tebessüm etti o kadar..
Sabah 11.30 da başlayan serüvenimiz gece saat 23 30 da nöbetçi doktorun çıkmamıza izin vermesi ile sona erdi.Sonuçlardan bir tanesi hariç teşhis: İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONUY du.Birde idrar da olmaması gereken bir değerle karşılatıklarını ve salı günü yeniden gelmemizi söylediler..
Çıkıcağımızı duyunca keyfi yerine geldi kızımın .O ana kadar uyurken bile kaşları çatık ve mutsuzdu.Çok korktu ve endişelendi.Ameliyat edecekler beni diye kafaya takdı.Açıklamamıza rağmen her gelen hemşireye ,doktora "bana bi şey yapmıycaksınız dimi" dedi.O halini hiç unutamayacağım.
* Bugün yani pazar itibarı ile evde iyiydi,yine de zaman zaman ürkekdi dünü hatırlayarak.
* Dün düşündümde allah maddi sıkıntıda olup da çocuğu hasta olanlara sabır versin.
*Ve özel hastaneler de o kadar para dökülmesine rağmen bir umarsızlık,bir rahatlık...Ölmüşmüsün kalmışmısın kimsenin umrunda değil..Çok acı..
*Son olarak SAĞLIK gibisi yok.Saçma sapan şeylere kafayı takıp bunalıma giren bana iyi bir ders oldu bu yaşadıklarım ,kızımın sağlıklı ,sıhhatli bir gülüşü bile mutlu olmaya yetermiş aslında
Ne mi oldu?Resimlerden belli olduğu üzre cumartesi günümüz hastahane de geçti..
Cumartesi sabahı erkenden kalktım iftara misafirlerimiz vardı.Bu nedenle erkenden yemek işlerine girişmiştim.Mercimrk hanım ise bir gün öncesinde klasik mevsim değişikliği nezle ve öksürükden dolayı keyifsiz biçimde salonda uzanıyordu..Önce kahvaltısını yaptı.Sonra bir baktım banyoya koştu ve kusmaya başladı..
Ben ilk etapta öksürdüğü için balgamının midesini bulandırdığını ve kustuğunu düşünerek pek fazla önemsemedim.Daha sonra yorgun biçimde salona uzandı yine..Sonra bende bir gün önce aldığım ASİST ve REDOXAN içirdim.Bu arada da sürekli içeri gidip bir yandan tatlıyı karıştırıyorum bir yandan kabakları rendeliyorum.Bir yandan da salona gidip geliyorum.
Bu iki ilacı içer içmez yeniden çıkarmaya başladı.Bu kez meraklanmaya başladım ama arada öksürdüğü için yine balgam dan midesi bulanmışdır diye düşünmeye devam ettim.
Biraz zaman geçti yine uzandı salona ben azimle bir mutfağa bir salona koşturmaya devam ederken,kahvaltdan kalan ekmekleri varı midesi boş diye onlardan bir iki lokma verdim ağzına ..Tabi yine vermemle 3. kez dışarı tüm yedikleri.
Rengi değişince artık doktoru aradım normalden çıkmıştı süreç.Doktorumuz yurt dışındaymış.Başka bir doktorumuz var onuda aradım ki doğum doktoru.Saat 14 15 e randevu verdi.Saat ise 1130 du telefonu kapattım bir baktım, canım kızım banyoda öylece oturmuş kafasını da duşa kabine dayamış gözleri kayıyor ne olduğumu şaşırdım onu kaldırdım gözleri yarı açıktı ellerimin arasından kayıp yere düşüverdi.
Böyle bir an yok.....Dizlerimin bağı çözüldü.
Telaşla onu yatağına yatırdım orda "ben uyuyacağım anne" dedi..Konuştuğuna sevindim bir an ve hemen ne yapacağımı şaşırdım Goncayı aradım ulaşamadım...evde deli dana misali bir oraya bir buraya koşturdum.Hangi hastaneye acile götüreyim diye...Evimiz de en üst kat ve asansörsüz olduğu için telaş ettim aşağı nasıl indirecekdim..??Goncayı arıyorum yok...Bir yanda yakınımızdaki hastanelere ulaşım nasıl olacak diye dertleniyorum arabamla gitsem kusacak ve yanında olmam lazzım...???? Evin önünden taksi geçmiyor.Arladaşlardan biri arasam bekliyecek vaktim yok.Taksi ye kadar yürütemem.Aklımı oynatıyorum sandım.
Tüm bu koşturmam 5 dk içinde oldu ama bana yıl gibi geldi..Hayır sokakdan taksi geçse sorun olmayacakdı...Sadece sizlere daha önce de bahsettiğim ve aşırı sinirlendiğim sokağın tümünü işgal eden sürekli ters ters baktığım korsantaksiciler geldi...
Hemen kızımı kaldırdım ki bu arada yine kusmaya başlamışdı...Pembe banyo maşrafamızı da bir torbaya koyarak güç belamerdivenlerden aşağıya indik..KorsanTaksiciler hemen yardımıma gelerek beni utandırdılar.
Her neyse kendimizi hastaneye zor attık kızımın rengi artık bembeyazdı.acile girdik ve durumu anlattım.Bizi 3 kat üste bulunan çocuk bölümüne gönderdiler..Ben acile gittimki oraya buraya yürümeyelim diye...Bana bir "peygamber sabrı" tamam diyerek zor yürüyen kızımla asansöre binerek (ki bi4 dk falan asansör bekledik.) üst kata çıktık.Orada sanki muaneye gelmişiz gibi herkes sakin ... lay lom
"Tamam efendim bekleyin doktor hanım şimdi sizi alacak."Ya ne beklemesi kızım kendinde değil tıpkı banyodaki gibi yarı açık, bakmayan gözlerle sağa sola devriliyor, ve biz doktor hanımı bekliyoruz.Ben bu arada kzıma tahlil falan yaparlar diye biraz su içirmeye çalışıyorum.
Bu arada doktorun kapısı açık durumun vehameti kendine iletilmediği için gayet keyifli sohbet sesleri geliyor odasından kontrole gelen bir hasta ile ki onu bile benden önce aldılar içeri.(İnsanlar böyle katil oluyor herhalde diye düşündüm içimden ama kızımı bırakamadığı m için ve o etkilenmesin diye bağıramıyorum ) Acilden geldiğimizi bile bile salladılar bizi bir 7- 8 dakika....Deli oldum deli...Ha bu arada İstanbul un --sayılı özel hastanelerinden -- birindeyiz.....
Suyu içen kızım birden bire şelale gibi bir kustu tüm koridor resmen sadece su oldu...O an nele r düşündüğümü anlatamam,her zaman sakin seviyeli,ölçülü olan ben ,hemşireye doğru bircan avli ciyaklaması deyşm ben... ve anında aldılar içeri bizi..
Doktor hanım --gerçekden ve allahdan --iyi birisiydi. Beni rahatlattı.Adamakıllı muayene etti.Ve durumu normal görmediği için yatırmaya karar verdi... yatması lazım deyine böyle sıcak sıcak bi şiler tüm vücudumu sardı...
Dışarı çıktığımızda kızım artık duramıyordu,gözler hep kapalı yarı baygın...Ne kadar çaresiz hissettim kendimi...Yalnız...Çünkü gene bekliyoruz doktorun kapısında bu kez yatış yapılmasını abuk subuk sorularla form dolduruyoruz,tabi sorular belki gerekli ama o an kızım dışında kalan her şey abuk subuk benim için...
Her zamanki gibi Sigorta komedisi...Özel sigortamızın bir takım detayları yüzünden yine bekledik manasızca orada ve gözüm hep kızımda onlarla konuşurken orada öyle çaresiz,bitkin onu görmek of..
Yataklar dolu diye beklettikleri 15 dk sonunda bomboş olan hiç de dolu olmayan günübirlik yatım odasına kendimizi atmayı başardık.(Bekletilmişiz çünkü sigorta şirketimizle görüşme yapılmış ya da pazarlık??)Ne komik değil mi orada kızım tamamen şuurunu kaybedebilirdi ve biz hala yatış sigortalı mı ayakta tedavide mi sigortalı onlarla uğraşıyorduk.
Neyse olanların hesabını soracak ne takatim ne de aklım kalmıştı tek isteğim bir an önce mercimeğimin rahatlamasıydı.Önce damarını bulamadılar çünkü çok sussuz kalmışdı.Bayağı ağrılı bir süreç oldu.,daha sonra gelen bir çocuk hemşiresinin telkinleri sayesinde sonuda damarı bulabildiler.Bu arada Goncaya hala ulaşamamanın verdiği kötü his...Sanki onun sesini duyabilseydim daha rahat edicekdim.
Serum bağlandıktan bir süre sonra canım kızımın saçlarını seve seve .....rahatladı ve uyumaya başladı.Orada 2 parti serum verildi.
2 . serumun başında Gonca iş yerinde kayınbiraderimden olanı öğrenerek dar atmış kendini hastahaneye.Geldiğinde resmen mordu yüzü merakdan.Babasının sesini duyan kızım hemen gülümseyerek" babaaa" diye uyanıverdi.Hepimizin gözleri doldu o an.Çünkü daha 5 dk önce çok derin uykuda olan kızım babasının sesi ile ilk kez gülümsemişdi...
Orada 3 saat geçirdik.Sonrasında doktor tüm tahlilleri gormek istediğini söyledi.Bir şeyler den şüphelendi. Hepatit A yı yaptırıp yaptırmadığımızı sordu.Bebekken yapılmışdı sadece."Karaciğer enzimlerini görmem lazım "dedi.Yatarsa daha uygun olacağını söyleyince tabi Mercimek Hanım yelkenleri suya indirdi ve epeyce huysuzlanmaya başladı canı çok yandı çünkü damar aranırken.Çok ağladı orda eve gitmek için..Birde hemşirenin bir tanesi deli etti her şeyi açık ve net anlatmaya başladı.....O daha çocuk ne anlasın ...tam kan tahlili ,gayta tahlili...Tabi bunları duyunca daha da kötü oldu..

Odaya geçtiğimzde yüzü hiç gülmedi 8 saat süren serum takıldı koluna....Açtık televizyonu ama hiç bir şey onu keyiflendiremedi.Bende onun yüzünü güldürmek için hemen koşup onun için alış veriş yaptım
_ Kustuğu için kirlenen eşofmanı yerine yeni çok şık bir eşofman
_ Bir defter 4 adet cicili bicili kalem
__ Uzun zamandır istediğive benim almamakda ısrar ettiğim balerin barbiler
İLk gördüğü an bir tebessüm etti o kadar..
Sabah 11.30 da başlayan serüvenimiz gece saat 23 30 da nöbetçi doktorun çıkmamıza izin vermesi ile sona erdi.Sonuçlardan bir tanesi hariç teşhis: İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONUY du.Birde idrar da olmaması gereken bir değerle karşılatıklarını ve salı günü yeniden gelmemizi söylediler..
Çıkıcağımızı duyunca keyfi yerine geldi kızımın .O ana kadar uyurken bile kaşları çatık ve mutsuzdu.Çok korktu ve endişelendi.Ameliyat edecekler beni diye kafaya takdı.Açıklamamıza rağmen her gelen hemşireye ,doktora "bana bi şey yapmıycaksınız dimi" dedi.O halini hiç unutamayacağım.
* Bugün yani pazar itibarı ile evde iyiydi,yine de zaman zaman ürkekdi dünü hatırlayarak.
* Dün düşündümde allah maddi sıkıntıda olup da çocuğu hasta olanlara sabır versin.
*Ve özel hastaneler de o kadar para dökülmesine rağmen bir umarsızlık,bir rahatlık...Ölmüşmüsün kalmışmısın kimsenin umrunda değil..Çok acı..
*Son olarak SAĞLIK gibisi yok.Saçma sapan şeylere kafayı takıp bunalıma giren bana iyi bir ders oldu bu yaşadıklarım ,kızımın sağlıklı ,sıhhatli bir gülüşü bile mutlu olmaya yetermiş aslında
06 Ekim, 2006
Annemin içli köftesi

Canım annem gitmeden önce son gün hemen telaşla yapıvermişti içli köfteyi ben seviyorum diye..Çocukluğudan beri bir seromoniydi içli köfte bizde.Çünkü annem babaannemden öğrenmişti bu yemeği yapmayı ve ondan daha da güzel yapar hale gelmişdi....İçli köftenin hamuru çok uğraştırıyor
1 ölçü ince bulgur
1 ölçü irmik
tuz
su
Bunu uzuca bir süre yoğurup kıvamına getirmeye çalışıyorsunuz.Tabi artık annem rahatsız olduğu için çabuk yoruluyor.Ben tabi hemen "ben yoğururum" Sen yorulma diye attım kendimi ama...Ama ne zormuş..Yıllarca annemi seyrederkenbu kadar zahmetli olduğunu anlayamamışım.....Şekilde görüldüğü yoğuruluyor ama asıl iş sonra açılıyor incecik açılacak..porselen giibi baktınmı karşıyı göreceksin..Tabi ben yine girişimde bulundum ama yırtıldı hep yamalandı dolayısıyla benimkiler.Ama hırs yaptım bir gün kendim yoğurup kendim açıcam...Açtıkta sonra içine kıymalı iç konup haşlanıyor biz birde çıktıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt ve salçalı sos ekledik yaratıcı goncamın isteğiyle.Çok lezzetli oldu...Ha bir de seremoni olma sebebi annem bir tanesinin içine kıymalı iç yerine zeytin koyar ve o kime gelirse GÜNÜN ŞANSLISI ilan edilirdi...Hep de babama çıkardı..bir oturuşta12 15 civarı yediği için...O varsa şans onundur zaten...Bu kez babam yoktu anneme çıktı zeytin malesef...=(Yıllardır mı tutturamaz insan..Kader işte...........=(