26 Kasım, 2006
Öretmenim öretmenim canım beniiim...
Bu güzel!! pazar gününde yine sizlerle birlikteyimmYine koşturmalı ve yorucu bir hafta sonuydu..
Cuma gece boyunca abimle telefonda konuşarak geçti.Eşi aniden hastalanıp acile götürmüşdü.Bir türlü teşhis koyamadılar.Bir kaç hastane gezdiler.Sonunda özel deki kabarık fatura nedeni ile bir devlet hastahanesinde karar kılıp apandist teşhisi ile hastahaneye yattı.
Cumartesi sabahı erkenden hastaneye attım kendimi.Benim panik abicim,hastanede ter kan içinde dolanıp duruyordu.Sonunda ameliyathaneye aldılar eşini.

Ondan sonra da başladı zaten traji komik durumlar...Öncelikle hastahane devlet hastahanesi olmasına rağmen içi baştan aşağı yenilenmiş ve bir özel hastahane görünümündeydi..İlk başta bu temizlik ve düzeni nedeni ile abimin içi bayağı rahat etti..İyki geldik buraya dedik iç rahatlığıyla...
ANCAAAK tamam hastane de müthiş değişim var ama içinde çalışan hastabakıcı,güvenlik,temizlilik görevlileri gibi personel bir alemdi doğrusu....Ya da her zamanki gibi bu alem grup bana çattı...
İlk enterasan görevli ile ameliyathane kapısında rastlaştık.Ameliyata girerken bize en fazla 30 dakika dediler,bizde iç rahatlığı ile gönderdik ameliyata.Fakat 1 buçuk saat oldu ve çıkmadıi.Abim ve kızımızın annesi bir panik .Kapıda duruyoruz,bir allahın kulu çıkıpta bizi bilgilendirmedi.Ayakta durmakdan bitap düşen kızımızın annes ve abim bir yerlere oturdular bense ısrarla ayrılmadım artık içerden kim çıkarsa yakasına yapışıp sormak amacı ile ...
O arada içerden bir görevli çıktı hastabakıcı ya da temizlik görevlisi..
Hemen atladım
__ E ..pardon???
-- Buyur abla?
-- Bizim içerde hastamız var çıkması gerekirken hala haber yok??
-- Adı ne abla?
-- .........
-- He o mu şimdi ..derinin altına atıyorlar birazdan çıkar.
-- Deri altı mı?? E peki iyi mi,anormal bir durum yok değil mi?*
-- Yok yok bekleyin..
Neyse ben hemen annesine müjde diye koşturdum.Kadıncağız ve abim bir nebze rahtlayıp yine dikildik kapıya.
Ameliyatdan çıktı .Bu kez de ameliyat hane kapısında üşüyerek,inleyerek en az bir on beş dakika önce yukarıya çıkaracak görevliyi sonrada asansörü bekledik.ASansör çok ilginçdi.Çünkü hastalarla hastaneye gelen ziyaretçi,vs aynı asansörü kullanıyordu.YAni birisi hastanın üzerine hapşırabilir ,öksürebilir ,buna aldıran yok,bir de asansöre binenlerin..ay yazıııııkkk ...... içlenmeleri de cabası.3 kat yukarı çıktık ama bana on kat gibi geldi.
Odaya geldik,..SAHNE2
Odada yaklaşık 8 kişi vardı.Şansa da doluydu.Sanırım hafta sonu olduğu için.En tuhafıma giden ameliyatdan çıkanların direk odaya alınması idi .üç hasta yeni çıkmış tı ve herkes odaya rahatlıkla girip çıkıordu.Ziyaretçi saatiydi çünkü.Tam Levent Kırcanın dramatize ettiği gibi yani odaya bi sürü insan doluşdu.^(Ameliyatdan çıkan 3 hasta hala odada bu arada)
Neyse efendim, ardından ufacık sehpaya, asık suratlı (suratının hangi şartlardan asık olduğunu bilmiyorum hemşirenin de günahını almak istemiyorum belki nöbetçiydi,yorgundu..ama ne olursa olsun ..) ufacık sehpaya 8 adet serumu dip dibe koyup gitti bir milim oynasa düşecek.Neyse sonra gelip birini taktı ve şöyle dedi.
-- Hasta kusabilir narkoz etkisii ile yana çevirin.
-- Peki
Kendi kendimize yana çeviricez ya sonra nolcak yere mi kusacak dedikk ki ben hemşirenin peşinden koşup sordum.
-- Pardon yan çevircez de kap gibi bir şey yokmu ?
-- (Yüzüme dahi bakmyarak) poşet yok mu poşet
HEr neyse ben uzatmak isemiyorum.Biliyorsunuz kızımın rahatsızlığı nedeni ile özel hastanede de tecrübemizvar tabi orayı mumla aradım kesinlikle ,yani...beni zen dünya para harcanmış hastane yenilenmiş,doktorları zaten hepsi genç ,başarılı zehir gibi saatlerce uyumamalarına rağmen hepsi ilgili..fakat personel çok kötü..Yazık emeklere devletin parasına...Bir yeri yenilerken personeli eğitimsizse ne manası varkii??
Daha uzatmek istemiyorum işlerini tabiki layıkı ile yapanlarda vardır ama bu nun çok az olduğuna eminim.Problemin kaynağı bulunup çözülmeli bence .....
Hastaneden karman çorman bir halde akşamki öğretmenler günü yemeğimize katılacağımız için kendimi kuaföre attım.
Kendimden hiç ümitli değildim,yani nasıl toprlanacakdım ne giyeceğim hazırdı ne ben,göz altları mor saçlar mandalla tepede....Neyse ki saç makyaj kıyafet istediğim gibi oldu.Kıyafetlerin resmini de çektimdiii,bir sonraki posta koyayım ...
Gecemiz güzeldi,abimin eşi de iyi gibi,bir kaç güne toparlanır herhalde..=))
19 Kasım, 2006
Çık artık güneş...çıııkk..=(

İşte gel gitlerimden biri daha canım çok sıkkın biliyorum ki bu sıkkınlık diğerleri gibi gelicek ve geçicek..
Ama bu kez çok ısrarcı gitmiyor bir türlü,ne aldığım one a day vitaminleri,ne kızımın güler yüzü,ne goncanın elinden içilen türk kahvesi ,ne pazar sebzeleri keyfimi yerine getirmiyor.
Zaman ilerledikçe yaşanan sıkıntılar artık iz bırakır hale geliyor bunu derinden hissediyorum.Bundan 6 7 yıl öncesine kadar bir sıkıntıyı yada üzüntüyü unutmamın tek bir yolu vardı o da uyumakdı....
Sabaha kalktığımda bir gün önce yaşadığım sıkıntıdan eser kalmazdı...
Şimdi çok farklı çok....Sebepsiz bir kere her şeyden önce .Ya da uzun süren birikim ve içe atışın etkisi.Bazen inanamıyorum..Eskiden ne çok güler kahkaha atardım,şimdi düşünüyorumda kahkaha atmayalı ne çok oldu ya...Gaffur ve Burhan (Avrupa Yakası) da olmasa gülemiycem sanırımmm..
Acil bir hobi edinmem lazım ama zaman problemi.
Hayır ben artık kitap da okuyamıyorum.İngiliz edebiyatı mezunu olduğum için kitap okumak benim için bir yaşam biçimi iken şimdi kitaplar,başucumda sürünüyor.
Bilmiyorum ya.YOLUN YARISI krizi mi yoksa??
14 Kasım, 2006
Oh beaa.........=)

AVEA reklemındaki dede ne güzel OH BEEE diyor değil mi, ne kadar içten ...
Benimki de o kadar içten.......
Çünkü.... sonunda pazara gitmeyi başardık..Her hafta pazarın olduğu gün bir mazeret, bir toplantı bir şey çıktı neredeyse eylülden beri.....Geçen hafta müsaitdik,bu kez de hava iyce karardığı için cesaret edip gidememişdik.
Ama ben pazara gitmediğim haftalarda o kadar huzursuz oluyorumki, marketlerin beklemiş ve kimi zaman pörsümüş meyve sebzesini alıyorum ama gönülsüzce....Geçen yıl sebzenin geldiği günleri keşfetmişdim ama bu sene yoğunluktan farkında değilim....Hafta sonları gidip alıyoruz ne çıkarsa bahtımıza....
Aslında bugünde biraz geciktik,yine karanlıkdı ama bu kez kararlı biçimde daldık pazara,kızımı da toka alma vaadi ile sokabildim ancak bu arada..Pazar da da bir telaş bir telaş benim gibi çalışan ince topuklu ayakkabılarla dolaşanlar mı dersin,bu saate her şeyin ucuzlayacağını bilen mahalle halkı mı dersinn,yaş ortalaması 60 70 arası emekli tayfası mı dersin.....Bayağı doluydu pazar..Gözlerimiz pek seçemesede taze taze domates, salatalık (çıtır çıtır),havuç (kütür kütür) kabuğu parıl parıl mandalina....ıslatılmamış maydonoz.....beyaz turp....aldık evimize..
Sonra eve gelip müthiş bir salata yaptım yemeğin yanına , büyük bir iştahla yedik....
Tabi evimiz pazarın bir sokak üzerinde olması da ayrı bir olay...Yani, ev alıcağım zaman yakınında böyle pazar olmasını çook isterim ....
08 Kasım, 2006
Güncelle Age ,güncelle ,blogunu güncelle....!!
Eh ,sürekli " Ela ete tuz at","Talat ile Ela top at" şeklinde çalışmalar yapınca insan blogunun başlığı da ister istemez etkileniyor..!!
BU çalışmaların baş kahramanı tabiki kızım ve ben.....Meğer ne zormuş,birinci sınıfa giden bir çocuk annesi olmak...Kabus deyim ben hatta....
Nedenmi ....Şöyleki:
1730 Eve varış
1732 "Anne ben ödevimi 5 saat sonra yapsam " talebini nazikçe ,sinirlenmeden reddediş ve mercimek hanımı okuldan gelir gelmez,Ödev yaptırmaya oturtuş .
17 38 " Anneeeeeeeeee doğru yazmışmıyım?"
1739 Mutfakda kavrulmak da olan soğanların altını kısış ve koşarak mercimeğin odasına varış
1740 "Tamam doğru olmuş bir alt satıra geç" deyiş ve koşarak mutfağa dönerek ayıklanmış fasulyeleri ocağa atış.
1743 "Anneeeeeeeeeee burda ne yazıyo"
17 44 Kavurma işlemini yine ocağı kısmak sureti ile yarım bırakış ,odaya varış
1745 "Ela tuz at" yazıyo.....
"Hayır anne bu LALE tuz at"
(Derin bir iç çekiş)
" Yavrum başında hangi harf var E mi L mi"
" AAA evet Ela bu"
18 15 "Anneeeeeeeeeeee bitti"
1816 " Kavurulmaya çalışılan pirinçlerin altını kısış ve odaya can havliyle varış
18 18 " Kızım bunlar ne ?? Heceler farklı renkle yazılacak dı.
" Ama kırmızı kalemimin ucu kırıldı,kalemtraşım da okulda, evdeki açmıyor...!!"
1820 " Anneeeeeee ben bunları yüksek sesle okumalıyım ama yanımda ol..Yanlışlarımı düzelttttttttttttttt..."
1830 ile
yok kızım o eli
itti
yok kızım o itele (la havle)
Nalan naneli et al
(O ne demek ya çocuklara bari mantıklı cümlelerle öğretin okumayı ,gerçekten dağıtılan çalışma kağıdında böyle saçma cümleler var!!!)
anlat
anlat değil yavrum anla(Derin nefes al Age..olacak yavaş yavaş...pat diye olmuyo bu işler...)
1930 yemek saati
Menü
Az pişmiş fasulye
Pirinci çok kavrulmuş pilav
Kabuğu soyulmamış domates salatası
Dolaptan çıkarılması unutulan soğuk yoğurt
Dolaptan çıkarılması unutulan soğuk meyve suyu
Evet durum kabaca bundan ibaret........
Yani görüldüğü üzre blog güncellemek hayli zor .....
Uzun sözün kısası Allah tüm velilerimize özelliklede birincisınıf çalışan anne velilerine sabır,güç,kuvvet versin...
Duyamadım AMİN diyen arkadaşları...........
BU çalışmaların baş kahramanı tabiki kızım ve ben.....Meğer ne zormuş,birinci sınıfa giden bir çocuk annesi olmak...Kabus deyim ben hatta....
Nedenmi ....Şöyleki:
1730 Eve varış
1732 "Anne ben ödevimi 5 saat sonra yapsam " talebini nazikçe ,sinirlenmeden reddediş ve mercimek hanımı okuldan gelir gelmez,Ödev yaptırmaya oturtuş .
17 38 " Anneeeeeeeeee doğru yazmışmıyım?"
1739 Mutfakda kavrulmak da olan soğanların altını kısış ve koşarak mercimeğin odasına varış
1740 "Tamam doğru olmuş bir alt satıra geç" deyiş ve koşarak mutfağa dönerek ayıklanmış fasulyeleri ocağa atış.
1743 "Anneeeeeeeeeee burda ne yazıyo"
17 44 Kavurma işlemini yine ocağı kısmak sureti ile yarım bırakış ,odaya varış
1745 "Ela tuz at" yazıyo.....
"Hayır anne bu LALE tuz at"
(Derin bir iç çekiş)
" Yavrum başında hangi harf var E mi L mi"
" AAA evet Ela bu"
18 15 "Anneeeeeeeeeeee bitti"
1816 " Kavurulmaya çalışılan pirinçlerin altını kısış ve odaya can havliyle varış
18 18 " Kızım bunlar ne ?? Heceler farklı renkle yazılacak dı.
" Ama kırmızı kalemimin ucu kırıldı,kalemtraşım da okulda, evdeki açmıyor...!!"
1820 " Anneeeeeee ben bunları yüksek sesle okumalıyım ama yanımda ol..Yanlışlarımı düzelttttttttttttttt..."
1830 ile
yok kızım o eli
itti
yok kızım o itele (la havle)
Nalan naneli et al
(O ne demek ya çocuklara bari mantıklı cümlelerle öğretin okumayı ,gerçekten dağıtılan çalışma kağıdında böyle saçma cümleler var!!!)
anlat
anlat değil yavrum anla(Derin nefes al Age..olacak yavaş yavaş...pat diye olmuyo bu işler...)
1930 yemek saati
Menü
Az pişmiş fasulye
Pirinci çok kavrulmuş pilav
Kabuğu soyulmamış domates salatası
Dolaptan çıkarılması unutulan soğuk yoğurt
Dolaptan çıkarılması unutulan soğuk meyve suyu
Evet durum kabaca bundan ibaret........
Yani görüldüğü üzre blog güncellemek hayli zor .....
Uzun sözün kısası Allah tüm velilerimize özelliklede birincisınıf çalışan anne velilerine sabır,güç,kuvvet versin...
Duyamadım AMİN diyen arkadaşları...........
02 Kasım, 2006
Stress nasıl atılır??
Yaşadığımız sıkıntılı günlerden sonra kızımında e tabi annesininde biraz ilgisinin başka noktalara odaklanması gerekiyordu...Hastalığımız nedeni ile kızım bayram harçlıklarını harcayamadığı için yattığı sürece.
"Anne iyleşince paramla toy s are us a gidecekmiyizz?"diye sordu.
Oysa hastalığı boyunca ona pek çok hediye gelmesine rağmen...Evde abartmıyorum 50 tane barbie var ama olsun o 51. için hevesli.
Ben çocuğum olmadan önce kızım olursa oynatmıycağım şu barbilerle derdim ama büyük konuşmuşuz tabi..
Her nasıl olduysa bu kez kandırmayı başardık ve bir oyuncak kedi ve bu puzzle ı alarak çıkmayı başardık JOKER mağazasından.Metro City deki bayağı hoşumuza gitti.Toys r us dan çok daha iyi..Eğitici oyuncakları daha çeşitli..Biraz pahalı olmakla beraber..=)
İşte bizde son durumlar böyle...Her gün hızla eve geliş,mercimek hanım iyi beslensin diye en az 3 çeşit yemek,goncanın eve gelişi,küçük hanımın ödev seremonisiisofra hazırlama ,yemek,puzzle,masal,biraz tv, biraz kitap ve sızış..Yemek ve uyku düzeni kaçacak kızımızın da yine bitap düşecek diye mutfak alış verişine bile gidemedim.
Hafta sonu Kitap fuarına gidebilmek dileğiyle....